Archive for Kasım, 2010

“Çay”


Geçen çay içmeye kalkarken farkettim ( çayı ayakta içmiyorum kalkışmak anlamında.) hep o şekerleri çayımın üzerinde yüzen ufak tefek şeylerin üstüne doğru koyuyorum.  Böyle onların hepsi dibe çöksün diye şekerleri getirip tam kafalarına bırakıyorum.

Hep merak etmiştim zaten neden o baldan tatlı çaylardan içtim bugüne kadar diye. işte bu yüzdenmiş. sen tut çaylar dibe çöksün diye kaç kaşık şeker at. hayır o bişey değil bazen ufacık bitane için bi kaşık atıyosun. Neyse artık şeker atmaya değil çay kaşığımın ucuyla çıkarmaya  karar verdim ben onları. O da apayrı bi dert oldu. tam tutucaksın kaçıyo, kaşığın arkasına yapışıyo bide onu tepsiye sürüyosun düşsün diye falan.

Hani ilerde şeker hastası komplexli biri olursam hepsi çay yüzünden yani, neyse gittim en son sallama çay aldım bu dertlerden kurtulayım diye. Şimdi sallayana kadar güzel de, o sallanmış çayı bardaktan çıkarırken çekmediğim azap kalmıyor. alttan su damlamaları mı dersin, elinden çayın içine düşürmelermi dersin, neyse dedim, sonra sallama çayı ,çay kaşığımın üzerine koyup, kendi ipini kaşığın etrafında döndürüp ,suyunu süzmeye başladım [evet bunu bi süre yaptım], 1 2 oldu iyi gidiyodum ama sonuncusunda sen kaşığın üstünden kay yerlere süzül.

eh dedim ne zor işmiş çay içmek. her sabah çekilirmi?

Reklamlar

Comments (6) »

%d blogcu bunu beğendi: