Archive for Ocak, 2010

kalabalık arkadaş grupları.


beraber yürüsünler artık arkadaş. bak burdan kalabalık arkadaş grubuma sesleniyorum beraberce yürürken ne birinizin ayakkabısı çözülsün, ne biriniz kuruyemişe girin. oluyomu ama öyle?

bide arkadaş sayısı arttıkça guruplaşmada artar, üçerli beşerli olarak ayrılırlar. bu gruplar ya çok hızlı “yea neapıcan hızlı gidip yea” derler yada  ” hadisenize olom” . en önemli kişide bu grupları bir arada tutmaya çalışan kişidir. ortadan yürür ve hakan olum yavaş lan! serhat abi biraz hızlı ya! falan diye çemkirirler. en nihayetinde zordur arkadaş grubuyla yürümek.

Reklamlar

Comments (1) »

marketteki ölüm bekleyişi


Ölüm bekleyişi evet. çünkü 350 derecede yansan daha az patlarsın bundan. Böyle henüz hiper seviyesine olamamış marketler varya. süpermarketler, genelde her mahallede birer adet bulunur. oralarda olur bu bekleyiş.

Siz yine bi fırsat ürününü kapmış marketin indirim kartıyla beraber kasaya koşarsınız, 1 kasa açıktır kesinlikle. ama ondan daha önemli bi ayrıntı var ki sırada sizin önünüzden en az 1 market arabasını ağzına yüzüne kadar doldurmuş bi ihtiyar vardır. şimdi siz tam benim bi ürünüm var önce geçsem deyip gülümsemeye hazırlanırken onun ürünlerinin geçmeye başladığını görürsünüz.

işte amansız bekleyiş başlar. ağır ağır çıkar ürünler market arabasından, yine öyle poşetlenir. bazen bi ürün patlamış veya barkodu bozulmuş olur. kasiyerin değiştirmesi beklenir. sonra bide kredi kartı beklenmesi vardır ki ölüm. şifreler yanlış girilir banka cevap vermez neler neler.

2 kere daha markete gitsem o kasanın önünde duran vividentin içindekiler kısmını ezberlemek üzereyim o derece yani.

Leave a comment »

hortum kullanarak terliğini ıslatanlar.


yazın görüyorum ben hep bu ne böyle demeyin. bişey yıkarken falan hortum kullanılıyorsa ve bu yaz günü oluyorsa o hortum ayağa tutulacak arkadaş. ben böyle gördüm. Ama sorun o terlik çıkarılmadan ıslanan ayağın ve terliğin çilesiyle beraber başlıyor.

hepinizin başına gelmiştir bence. Ayağınızı hortumla yıkadınız demiyorumda terlik varken ayağınız ıslanmış olabilir. ne iğrenç durum dimi? terliğin içinde kayıyo ayak tahriş oluyo. hayat ne tuhaf vapurlar falan.

bkz: cenk erdem

Leave a comment »

maç bilmemnerde izlenir diye pankart açan sevdalı.


ya hani varya maç izlerken gösterirler hep. zaten kanal kaçırırmı bunu, adam gelmiş senin için pankart açmış maçtan önce 2 saniye göster yani dimi.

Trt’de ya maç, adam hemen kapar kartonu kalemi. MAÇ TRTDE İZLENİR yazar girer stada sonra pankartı kaldırır. hadi ya? o nasıl bi ruh hali arkadaşım ? gerçi ben inanmıyorum bunlara, ya maçı yayınlayan kuruluş parayla falan yaptırıyor bunu o seviyeye inip, yada adam televizyonda gözükme meraklısı.

şimdi sen o salak pankartla görüntülendin,ee herkes onu okudu seni gören yok? televizyona çıktında ne oldu yani? pankart açtım diye övünücekmisin?

insanları anlamak zor iş bu dönemde, yada ben geri kaldım biraz, herkes birbiriyle anlaşıyor gibi baksana. uykum mu geliyo ne.

Leave a comment »

damacanadan bardağa su koyma sorunsalı


yaşamıyormuyuz hepimiz?  bastırmıyomusunuz o damacananın üstüne deli gibi bardağınız dolsun diye? kandırmayalım birbirimizi..

ama asıl sorun bardağın taşması kısmında başlıyor. şimdi her seferinde bu kez taşmasın hesapları yaparak gidiyoruz. ne zaman duracağımızı falan hesaplıyoruz. başlıyoruz üstten bastırmaya, yeter taşmasın deyip duruyoruz. burda bi yanlış var. şimdi yarıda kesildi su, bidaha doldurmak içinde basınca taşıcak bu ibnetör.

lakin kendi içimde şöyle bir teknik geliştirdim. hızla basıyoruz “pompa” ya suyumuz geliyor. dolmasına yakın o bastırdığımız şeyi yukarı çekiyoruz kuvvetimizle. dışarıdaki hava içerden gelen suyu dengeliyor. daha sonra su geri gitmeye başlıyor. hem biz mutlu oluyoruz. hem annemiz hem damacana.

o değilde sevdiğiniz birini su doldurmaya çalışırken düşünmeyin bence. soğutur yeminle.

Leave a comment »

%d blogcu bunu beğendi: